İZMİR’in, üç büyüklere yeşil çimleri dar ettiği günlerdi…
Altay, Karşıyaka, Göztepe, Altınordu ve İzmirspor, 1959’de start alan Birinci Lig’in ilk günlerinde gövde
gösterisi yapıyor, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’a kafa tutuyordu…
Her zafer, bir yenisini beraberinde getiriyordu o günlerde…
Altay, 1962’de UEFA Kupası’na katılan ilk Türk takımı unvanını alırken, müzesini 2 Türkiye, 1 Genel
Müdürlük Kupası’yla süslüyor, adını 5 kez Türkiye, 2 kez de Cumhurbaşkanlığı Kupası finaline yazdırıyordu.
Adnan Süvari’nin yönetimindeki “efsane” Göztepe, o zamanki adıyla Fuar Şehirleri olan Kupa Galipleri
Kupası’nda 1969’da yarı finale kadar uzanıp tüm Türkiye’yi sokağa döküyordu.
Karşıyaka, İzmirspor ve Altınordu’su, her maçta tribünleri bir zafer şölenine çeviriyor, futbolu izleyen
gözlerin, Batı Yakası’na doğru dikkatlice dönmesini sağlıyordu.
Bir “gol kralı” çıkarıyordu İzmir, 1979’da… Adı “Büyük Mustafa” olan… O “Kral” Ay-Yıldızlı ekibin
tarihindeki en başarılı teknik direktör olarak tarihe geçiyordu yıllar sonra. Elmaslar çıkıyordu
Alsancak’ın kömür tozlarıyla bezenmiş stadından, Metin Oktay ve daha niceleri gibi. Her biri, paha
biçilemez değerde…
Önce bu elmaslar
gitti avuçlarımızdan 70’li yıllarda… Birer birer…
Sonra, karşılıksız sevdalandığımız takımlarımız… İkişer ikişer…
Ne Altınordu kaldı Birici Lig’de bir süre sonra, ne İzmirspor…
Karşıyaka’yı da aldı götürdü fırtına… Ve 2000’in ilk günlerinde ligin iki ağabeyi Altay ile Göztepe’yi…
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibi kaldı İzmir… Çaresiz…
“ÇARE” olsun diye doğdu İZVAK…
İzmir futbolunu; kupalı, krallı, başı dik günlerine yeniden döndürebilmek için el ele verdi 1998’de
herkes…
Önde gelen spor adamları, profesyonel kulüp yöneticileri ile oda başkanları, kulüplere ekonomik destek
sağlamak ve dayanışma ruhunu yeniden harekete geçirmek amacıyla 2000 yılında tescilini gerçekleştirdi
İZVAK… Ve altı yıla da çok şey sığdırdı.
İZVAK… Daha iyi bir İZMİR için… |